Sığacıktan Resimler...




SIĞACIK
EGE'nin İncisi

Restoranlar, balıkçıdan kendi aldığınız balığı pişirmeye de itiraz
etmiyorlar. Balığı kendin alıyorsun, onlar pişiriyor. |
 |
Sığacık’a gittiğiniz zaman, yemek için en önemli alternatif tabii ki deniz ürünleri.
Limandaki balıkçıların her gün tuttukları taze balıklar birkaç lokantaya getiriliyor.
Salatala malzemeleri ve yeşillikler ise çevredeki bostanlardan taze taze. Özellikle balık mevsiminde giderseniz mercan, fangri, kupes, barbun ve çipura gibi birbirinden lezzetli balıkları yiyebilirsiniz. |
Otel ve
pansiyonlar, diğer tatil köylerine göre bir hayli ucuz. Otel ve Pansiyonlar daha çok Sığacık kalesine yakın konuşlanmış durumda.
Pilajlar bir kilometre kadar ileride.Pilajlar a minibüs
ve belediye otobüsü çalışıyor.Sığacık limanında denize
girilmiyor.Sığacığa kadar gitmişken Çevre koyları
tanımamak,oralara gitmemek olmaz. Günübirlik motor turları Papaz
boğazı,Taş ada,Azmak,Aktaşlı ve çamcağız'ı kapsıyor. Tabiki
Deniztufan - Selinda Tekneleriyle Özel Turlar düzenlemek mümkün oluyor. |
|
|
Seferihisar'da güneş
M.Ö. 3000 yıllarına uzanan eşsiz güzelliklerin
üzerine doğar. Günümüzde de değerini yitirmeyen bu tarihsel adres,
yüzyıllardır insanların muhteşem Ege mavisi ile berrak güneşini
keşfettiği bir belediyede 27 km'lik sahil şeridinde birbirinden güzel
koylar ve doğal plajlar mevcuttur.
Seferihisar; tarihsel zenginliğin yanı sıra 375 kilometrekarelik dev bir
mandalina bahçesi gibidir.Doğal güzelliklerle bezeli 8 köyü 2 beldesi
(Ürkmez ve Doğanbey Peyanlı) vardır. Evliya Çelebi 17.yy'da Seferihisar
adının Sivrihisar olmasına rağmen burada hisar bulunmadığı, bağlar
içinde yükselen kayaların hisara benzediğinden bahsetmekte 4 mahalle,
bahçeli 1200 ev, hamam, 7 çeşme, çarşısında 20 dükkan bulunduğu
kasabanın ürünlerinin bol, halkı zengin kasaba olarak tanımlamıştır.
|
|
Sığacık tarihte İon medeniyetine ait 12 şehirden biri olarak
biliniyor. İsminin denizcilere sığınak olan bir yer olmasından geldiği belirtilen Sığacık hakkında anlatılan öykü şöyle...
‘‘Bir gün denizciler Ege'nin azgın dalgalarına kapılır. Fırtına onları gecenin koyu karanlığında yakalar. Hiçbir yeri göremedikleri için kurtuluş ümitleri kalmaz. Derken top şeklinde bir ışık ortaya çıkar. Denizciler bu ışığı takip ederek Sığacık Limanı'na ulaşır ve kurtulurlar.’’
Limanın hemen yakınında bulunan Mustafa Efendi Türbesi'ni, limana sığınan bir denizcinin dua yeri olarak yaptırdığı söyleniyor. Çevresinde 13. yüzyıldan kalma yazılar mevcut.
Sığacık,
eşsiz deniziyle yıllarca Ege'nin en lezzetli balıklarına,en usta
balıkçılarına kucak açmış bir tatil yöresidir.Yat turizmine
elverişli 45 kapasiteli yat limanının yanı sıra pek çok deniz
sporlarının (sörf) yapılabildiği en uygun koylarımızdandır.
Akkum plajları, mütevazı tesisleri ile gün boyu
faydalanabileceğiniz geniş bir koyda ziyaretçilerini ağırlar.
Sığacık
Türkiye'nin en temiz ve en soğuk koylarından olan mavi bayraklı,
mucizevi bir şekilde poyraz tutmayan ve dipten denize karışan tatlı
kaynak suları sebebiyle diğer koylara oranla daha soğuk olan Ekmeksiz
plajına ev sahipliği yapar. Koyun yamaçlarında çam ormanlarıyla kaplı
camping ve piknik alanları bulunur.
Pırıl pırıl bir denize ve güneşe sahip olan Sığacık'ta zamandan ve
dünyadan habersiz kalabilmek için çok fazla şeye ihtiyacımız
yoktur,çünkü bu bakir ve büyülü yer sizi tüm gerginliklerinizden ve
sıkıntılardan habersizce uzak tutar.
Kış aylarında sımsıcak insanlarının yaşadığı Sığacık, tatil yöresi
olarak yaz sezonunda pek çok yerli ve yabancı turiste kapılarını açar.Ne
kadar yazarsak yazalım ,anlatırsak anlatalım cümlelerimiz bu doğa
harikası için yetersiz kalır.

ASIRLIK AĞAÇ
Sığacık’ta gezinize başlamadan önce, girişte hemen sol tarafta yer alan
Deniz Market’in önünde bir soluklanın. Marketin yeniden restore edilen binasının bahçesinde bulunan asırlık ağacı mutlaka görün.
Gerçekten de çok az yerde görebileceğiniz yaşlılıkta, yıllara tanıklık etmiş bu ağaç gören herkesin ilgisini çekiyor.
|
Ege
havzası medeniyetimizin başlangıcı M.Ö.4000-3000 yıllarına iner.Bu süre
içinde havzada GİRİT-MORA-İYONYA ve ADALAR Medeniyetleri görülür.
Giritlilerin medeniyetine, Mora'ya yerleşen Akalar son vermiştir.
Akaların Mora medeniyetini de Yunanistana kuzeyden giren Dor'lar
yıkmışlardır.
Küçük Asya Tarihi adlı eserin yazarı Sari Teksiye Teosu M.Ö. 2000
yıllarında Akalardan kaçan Giritliler tarafından kurulmuş olan
Karya'lıların bir şehri olarak gösterir.M.Ö. 1190 yıllarında Darların
önünden kaçan Akalar ve bazı Yunan kavimleri Batı Anadolu sahillerine
göçmeye başladılar .İlk kafile Atamas'ın başkanlığında Teos'a çıktı ve
çok iyi karşılandı. Bu iyi kabul duyulunca, Apeküs komutasında ikinci
büyük kafile geldi.Yerlileri azınlıkta kalan Teos böylece bir karya
şehri olmaktan çıktı ve İYON şehri oldu. BÜYÜK DÜNYA
TARİHİ adlı eserin yazın Jak Pirenni'ye göre Teos en parlak devrini
M.Ö.900 yıllarında Asurluların tesis ettiği barış döneminde yaşadı. Bu
dönemde Teos, Millet, Piriyene, Efes, Sisam, Kolofon, Kalaomen, Eritre,
birleşerek bir İyon fedarasyonu kurdular. Bu federasyon maden işlemede,
Deniz ve kara ticaretinde ve bankacılıkta dünyaca ün aldı.
Heredot Tarihine göre M.Ö.546 da Persler, Lidya'yı yıkınca lyonya,
Persler'e karşı savunma durumunda kaldı, iyon ittifakına Teos. 17 gemi
ve asker vererek katıldı. (O vakit bu birliği Paçalıların 3 gemi
verebildiği düşünülürse, Teos'un gücü daha iyi anlaşılır.) |
Pers
savaşlarından sonra Atina safında Attik-Delos Deniz Birliğine katılan
Teos, ikinci Peleponnes savaşlarında Atina'nın Sicilya felaketi üzerine
Ispartalıların Zoru ve Tsaferin (Seferihisar) papası Takes'in
aracılığıyla İsparta hakimiyetini tanımış ve Atinalıların kara tarafına
yaptırmış olduğu surların yıkılmasına ses çıkarmamıştır. Bu surlar, 4
Aşırın sonlarında şehri süsleyen mabetlerle birlikte tekrar Atinanın
yardımıyla yaptırılmıştır. Bu günkü kalıntıların çoğu ve sur izleri bu
asra aittir.

Teos Tarihini araştıran Ahmet Ersoy Derlemesinde M.Ö.2.yüzyılda, Suriye
Selefkoslar Kralı Antokyüs ile Romalıların savaşında, Teos'un
Selefkoslara yardımının önlenmesi için Romalılar tarafından
sıkıştırıldığını, bu sırada Teos limanı açıklarında cerayan eden deniz
savaşlarında Roma ya büyük yardımlarda bulunarak. muftelif bir yenilgiyi
önlediklerinden bahseder.Nitekim Romalıların Anadolu'ya hakimiyetinden
sonra Teos bir süre Bergama Krallarına bağlı kalmıştır. Teos
Hıristiyanlığı ilk kabul eden şehirlerdendir.İzmir'e bağlı olarak bir
ara Teos'a Beş Aziz birden oturmuş ve burası etkin bir din merkezi
haline getirmişlerdir.
M.Ö.17.yılında Roma İmparatoru Tiberyus'un devrinde Ege'de şiddetli
depremler başladı. Bu depremler aralıklı olarak iki yüzyıl kadar sürdü.
Bütün Ege şehirleri yardımlaşarak yıkılanları tamiri, yaralıları sarmaya
çalıştılar ise de deprem üstün geldi.Şehirler yıkıldı,ahali deprem
bölgesini terke mecbur kaldı.işte Teos bu suretle harabe haline geldi.
|
Teos
ilk 12 lon kentinden biridir. Burada denizcilik, ticaret, şarapçılık
.zeytinyağı üretimi ve yünlü dokumacılık gelişmiştir. Teos'un içki
kapları (seramik endüstrisi) arkaik çağda da ünlüydü.
Ticaret
ve denizcilikle zengin olan Teos'u önce Lidyalı'lar, daha sonra M.Ö.545
yılnda Mardonius komutasındaki Persler toprak tepeleri yürüterek
yaptıkları kuşatmayla bölgeyi ele geçirmişler, Teos'lular bunun üzerine
gemilerine binerek kolonileri Abdera'ya kaçmışlardır. Pers istilası
sırasında geometrici ve filozof Thales burayı lon'lularm Perslere karşı
kuracakları konfedarasyonun merkezi olrak önermiştir.
Şehir 6.yüzyılda meşhur lirik şair Anekreon'u yetiştirmiştir. P ers
işgali sırasında bu şair Atina ve Sisam saraylarında yaşamış, daha sonra
yine Teos'da ölmüştür.
|
5.yüzyılda
Teos ilk atom teorisini kuran Demokritos ve Petrikles'in danışmanı
sofist Protogarast'ın yurdu olmuştur.
Anadolu lon mimarisini yeniden doğuşunda Pytheos'un katkıları
Hermoneges'in yazdığı kitapla kural haline gelmiş, önce Roma daha sonra
Rönasans mimarisini etkilemiştir. Tapınakta ibadet gören Dianisos
Setaminios (Baharın ilk
meyvesi
) lakabı ile tanınmaktadır, aynı zamanda bu tanrının yalnız tiyatro ve
şarap tanrısı değil verimlilikle ilgili bir tabiat tanrısı olduğunu da
belirtmektedir. Tapınaktaki Kült heykeli ayakta duran vücudu S şeklinde
kıvrım yapan Dianisos'un bir elinde Tyhros (Asa) dayalı, bir elinde
Kantharos (içki kabı) tutan bir heykeli vardır
Tapmağın yapıldığı gri yoğun kireç taşı karagöl diye bilinen taş
ocaklarından çıkarılmıştır. M.Ö 6. yüzyıldan itibaren işletilen bu
ocaklardan elde edilen gri taş Roma devrinde Roma ya kadar ihraç
edilmiştir. Piri Reisin haritasında Sığacık kalesini gösterememekteyiz.
Ancak , büyük olasılıkla Piri Reis'in önerilerine uyularak Palak Mustafa
Paşa tarafından Kanuni Sultan Süleyman'ın Rodos seferi sırasında Teos
Örenyeri taşocağı olarak kullanılarak Sığla Kalesi yapılmıştır. |
Roma devri
sonunda, bizans devri başlarında Teos Piskoposu, Efes Metropollüğüne
bağlı olarak , hrıstiyan konsülüne katılmıştır.
Yine tarihi kaynaklara göre Teos içinden geçen mermer yol, bir ucundan
kilizyum denilen Urla iskelesine ve devlet hastanesinin bulunduğu adaya,
oradan da Eritre adı verilen büyük şehir bugünkü Çeşme'nin ildir Köyüne
bağlanmakta. Diğer ucundan ise Lebedos'a , Efes'e, oradan da Lidyanın
başkenti olan Şart şehrine uzanarak, Ninova ile bağlantı kurulmaktadır.
M.Ö 2 . yüzyıla ait pekçok Teos eseri Paris Müzesinden İzmir Arkeoloji
Müzesine getirilmiştir. Daha sonraki yıllara ait Roma, Bizans devri
tarihi eserleri de Fransız Profesör Robert ve Meboron tarafından
incelenerek çok kıymetli seramik parçalar , kabartmalar ve heykeller
bulunmuştur.Bunların bir kısmı yurt dışına kaçırılmış,bir kısmı da İzmir
Arkeoloji müzesine alınmıştır. |
|
|

Teos Ekmeksiz Piknik ve Dinlenme alanı, günübirlik geziler
için ideal.
Sığacık
köyünün bir kilometre ötesinde yer alıyor.
Piknik alanının
karşışısında gözünüze, bir ada çarpacaktır.
Bu ada, yörede sıçan
adası olarak biliniyor. Bu ada antik kaynaklarda Myonessos'a olarak geçiyor.

Miletoslu
yazar Hekatorioz tarafından
MÖ 500
yıllarında kurulan bir kent olarak geçmekte. Sanatçıların özellikle
yerleştiği bir adaymış. Bugün adada yer alan sıvaları kısmen korunmuş
olan üç sarnıç ile bazı yapı kalıntıları Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait.
|
|
Sığacık merkezinde liman nedeniyle neredeyse denize girecek yer
yok. Ancak merkeze 3 kilometre uzaklıkta bulunan Akkum Plajı,
denizseverleri mutlu edebilecek güzellikte bir yer.
Bu
plajın yaz aylarında bile sıcak olmayan serin suları, denize
serinlemek içni girenleri memnun edecek güzellikte. Deniz altındaki kaynak
suları bu serinliğin en büyük nedeni.
Ancak Akkum Plajı etrafında kalabileceğiniz bir iki pansiyon yer alıyor.
|
|
Çakırağa Hotel - Sığacık, Akkum Caddesi, Tel: 0. 232. 745 75 77. |
Club Marmara Teos - Sığacık, Tel: 0.232. 745 74 67. |
|
Teos pansiyon Tel: (232) 745 74 63
Burg pansiyon Tel: (232) 745 74 66 |
Dali's Restoran & Motel
Tel: (232) 745 78 85 |
|
|
|
SIĞACIK
KALESİ

Sığacığın Tarihi Mirası görülmeye değer. Uzun Zaman öncesine ait Tarihi
Eserleriyle zengin bir belde Sığacık.
Sığacık’a
ilk gittiğinizde günümüze kadar ulaşan surlarıyla Sığacık Kalesi
gözünüze çarpar.
Birden kalenin
surları arasından çıkan bacaları görür merak edersiniz. En iyisi gezinize
buradan başlayın.. Pişman olmazsınız.
Çeşitli kaynaklara
göre bu kale, 16.asırdan kalma. Kaptan Piri Reis’in önerisiyle yapıldığı
söylenen bu Osmanlı kalesinin uç kısmında yer alan koğuş bölümü, restore
ediliyor. Burası kültürel etkinliklerde kullanılacakmış.

Korunmak
için büyük bir çaba sarfedilmese de, geçen yıllara direnen bu kale
içinde, bugün neredeyse Sığacık’ın yerli insanları yaşıyor. Daracık
sokaklarında içiçe geçmiş onlarca evde, geleneksel yaşantısını
sürdürüyor insanlar. Evlerin kimi günümüz mimarisine özgü yapılmış.
Kimisi de eski mimarisini hala koruyor. Büyük çoğunluğu kerpiçten
yapılan evler, genellikle iki katlı.
Yine de o güzelim eski
mimariden evleri bulmak zor. Evlerin en büyük özellikleri kapılarının
ahşaptan yapılıyor olması. |
|
Üzüm, özellikle mandalina ve zeytin gibi ürünlerin en lezzetli olarak bulunabildiği... Her
dem taze balık ve deniz ürünleriyle lezet sevenlerin buluştuğu...Sığacık’a gittiğiniz zaman, yemek için en önemli alternatif tabii ki deniz ürünleri. Limandaki balıkçıların her gün tuttukları taze balıklar birkaç lokantaya getiriliyor.
Salatala malzemeleri ve yeşillikler ise çevredeki bostanlardan taze taze.
Özellikle balık mevsiminde giderseniz mercan, fangri, kupes, barbun ve çipura gibi birbirinden lezzetli balıkları yiyebilirsiniz. |
|
Binlerce
yıllık uygarlığın kalıntılarının yer aldığı tarihi alan, devlet
tarafından bir tek bekçiye emanet edilmiş. Etrafında ne bir tel ne bir
duvar var. Nasıl olsun! Yol kenarından gözüken kalıntıların arasında
sütun başları, yıkılmış anıt kalıntıları burada sadece bu kadar tarihi
eser duygusu veriyor insana. Gelenler de elinde bilet koçanı, yol
kenarında, tarlaların arasında dolaşan bekçinin yanına yaklaşıp ne
olduğunu bile sormak istemiyor.
yaklaşırsanız, bekçi de sizin
yanınıza yaklaşıyor. Tarihi eserlerin çalınmaması için orada yaşayan
bekçi, bildiklerini size anlatıyor. Yaklaşık 12 kilometrelik alanı
kapsayan antik kalıntıların bulunduğu alanın sadece bir bölümü kazılmış.
Geride binlerce yılığın tanığı bir antik bölge, araştırılmayı bekliyor.
Bekçi gelenlere, özel tarlaların
arasında para parcanıp yol izinleri alınırsa, biraz araştırma yapılan
antik tiyatroya gidilebileceğini anlatıyor.
Yine
de geride kalan alanda, işaretlemeler yapılsa, insanlara oraya
gezdirecek olan rehberler olsa, diye düşünmeden edemiyor insan. |